Anti-ABD Akımı ve Türkiye

Etki

İkinci Donald Trump dönemiyle birlikte, ABD dış siyasetinde ciddi değişiklikler yaşanıyor. Yeni yönetimin Avrupa ve Kanada gibi geleneksel müttefiklerine sırt çevirmesi, onlardan toprak talebinde bulunması derin bir çatlağa ve öfkeye yol açtı. Durumun etkisi teknoloji dünyasında görülmeye başlandı.

Ayrıca ABD merkezli küresel teknoloji devlerinin, ABD hükümeti tarafından bir yaptırım aracı olarak kullanılabileceğine şahit olduk.

Bunun en somut örneği Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yaşandı. ABD yönetiminin UCM çalışanlarına yönelik yaptırım kararlarının ardından, UCM Başsavcısı Karim Khan’ın Microsoft e-posta hesabı ve bulut erişimi aniden kapatıldı. Dünyanın en üst düzey bağımsız uluslararası yargı organlarından birinin bile, ABD menşeli altyapılar kullandığı için bir gecede işlevsiz bırakılabilme riskiyle yüzleşmesi, küresel çapta büyük bir alarm zili çaldı.

Microsoft’un Rusya’ya birçok hizmetini durdurması, Adobe’nin ürünlerinin Venezuela’da kullanımına izin vermemesi, Github gibi platformların ABD’nin istemediği ülkelerin vatandaşlarına ait hesapları kapatması gibi olaylar zaten biliniyordu.

Çin’e çip satışını engelleme çabaları, AB ülkelerinde gizlilik odaklı yasalara karşı ABD şirketlerinin lobi faaliyetleri gibi haberler de yıllardır yayımlanıyor.

Tepki

Tüm bunlar ABD teknolojisine bağımlı olmanın bir güvenlik ve dijital egemenlik (digital sovereignty) sorunu olduğunu gösterdi. Bu uyanış, Avrupa başta olmak üzere pek çok ülkede ABD menşeli ürünlere karşı büyük bir farkındalık ve alternatif arayışı başlattı.

Sadece kamu kurumları değil, teknolojiyle ilgilenen bireyler ve topluluklar da “Anti-ABD”, “Anti-Big Tech” ve “Self-Host” (kendi sunucunda barındırma) akımlarını benimseyerek bu tekelleşmeye karşı bir duruş sergilemeye başladı.

Örneğin Danimarka’da ürünlerin barkod’unu tarayarak ABD menşeili olup olmadığını tespit eden uygulamalar yayınlandı. ABD ürünlerini etkili bir şekilde boykot etmede kullanılıyorlar. Yine european-alternative.eu gibi websiteleri ABD firmalarının avrupalı alternatiflerini keşfetmede kullanılıyor.

Bugün gelinen noktada, ABD teknoloji firmalarının verdiği hizmetlere Avrupa merkezli veya bireysel olarak sunucularda barındırılabilen (self-host) alternatifler hızla üretilmektedir.

Türkiye

Türkiye’nin teknoloji, yazılım ve bulut altyapısı konusunda ABD’ye bağımlılığı ne yazık ki oldukça yüksek seviyelerde. Kamu kurumlarından özel sektöre kadar Microsoft ekosistemi, AWS/Google bulut altyapıları, WhatsApp gibi iletişim araçları ve sosyal medya platformları günlük işleyişin ayrılmaz bir parçası durumunda.

Özetle; Türkiye için kamu ve özel sektörde dijital bağımsızlık kazanılması için hâlâ alınması gereken uzun bir yol var.

Kişisel

Bir yazılım geliştirici olarak ABD teknoloji firmlarının hizmetlerine bağımlı olmayı bir risk olarak görüyorum. Bu nedenle hem bu bağımlılığı azaltacak alternatiflere yöneliyorum hem de bizzat kendim alternatif yazılımlar geliştiriyorum.

Geliştirdiğim uygulamalardan da bahsetmek istiyorum:

Donanım ve işletim seviyesinde bağımsızlık kazanılmadan yazılım, uygulama seviyesindeki bağımsızlığın ne kadar etkili olacağı tartışılır. Ancak hiç bir şey yapmamaktansa elimden geldiğince alternatifler yaratmayı yine de faydalı buluyorum.

Bir sonraki blog yazımda ise ABD teknoloji ürünlerine alternatifleri listeleyeceğim. Telefon, tarayıcı, e-posta vs bir çok kategoride alternatifleri tanıtacağım.

Bu yazıyı paylaş:
← Back to Blog